Modern dönemde evrim teorisi, pek çok insan için dinle bilimin karşı karşıya geldiği bir alan olarak görülmektedir. İslâm âlimleri arasında bu konuda farklı yaklaşımlar bulunmakla birlikte, davetçi için önemli olan, meseleyi bilgiye dayalı ve saygılı bir üslupla ele almaktır.
Evrim tartışmalarına girerken, ne sadece sloganlarla reddetmek ne de dinî ilkeleri göz ardı ederek kabullenmek sağlıklı bir tavırdır. Önce teorinin ne söylediğini, bilim dünyasındaki yerini ve sınırlarını öğrenmek gerekir. Bilimsel teoriler gözlem ve deneylere dayanır; ancak metafizik alanı, yani Allah’ın varlığını doğrudan konu edinmez.
Davetçi, evrim tartışmasını iman–inkâr ikilemine indirgemeden, Yaratıcı’nın kudreti ve hikmeti çerçevesinde ele almalıdır. Kâinattaki düzenin, canlılardaki muazzam uyumun ve hayatın başlangıcının tesadüfe havale edilmesinin aklen ne kadar güç olduğunu hatırlatabilir.
Kur’an, insanın yaratılışını anlatırken Allah’ın kudretini ön plana çıkarır; "Sizi topraktan yarattı", "Sizi ana rahimlerinde dilediği gibi şekillendirir" gibi ayetler, yaratılışın aşamalı yönüne de işaret eder. Ancak Kur’an’ın amacı, biyolojik detay vermek değil, insanı tefekküre ve kulluğa yöneltmektir.
Bu sebeple, Kur’an ayetlerini modern bilimsel teorilere harfiyen uydurmaya çalışmak da, bilimsel bulguları görmezden gelmek de isabetli değildir. Davetçi, Kur’an’ın rehberliğini merkeze alır; bilimsel tartışmaları ise tevazu içinde, uzmanların söz hakkına saygı göstererek takip eder.
Evrim meselesi özellikle gençlerin zihninde soru işaretleri doğurabilir. Bu soruları bastırmak veya ayıplamak yerine, güvenli bir tartışma ortamı oluşturmak gerekir. Genç, merak ettiği her şeyi sorabildiğini ve alacağı cevapların hem ilmî hem saygılı olacağını bilmelidir.
Davetçi, gençlere hem İslâm düşünce tarihindeki ilim mirasını tanıtarak özgüven kazandırmalı, hem de çağımızdaki bilimsel gelişmeleri takip etmeye teşvik etmelidir. Böylece iman ile ilim arasında çatışma değil, tamamlayıcılık ilişkisi kurulur.