Davet Metodları

İslâma davet, insanları zorla bir kalıba sokmak değil; onları hakikati tanımaya sevk eden şefkatli bir çağrıdır. Kur’an, davetçinin dilinde hikmet, güzel öğüt ve en güzel mücadele üslubunu şart koşar.

Kur’ânî İlkeler

Davetin temel ilkeleri Kur’an’da açıkça beyan edilmiştir. "Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır" ayeti, hem muhatabın aklına hem kalbine hitap etmeyi öğütler. Davetçi, her sözünü bu ölçüye göre tartar; kırıcı değil onarıcı, küçültücü değil yükseltici bir dil kullanır.

Peygamberlerin hayatı incelendiğinde, hiçbirinin kaba kuvvete dayanarak tebliğ etmediği görülür. Onlar, sabırla, merhametle ve ısrarla hakikati anlatmış; kabul etmeyenlere dahi adaletle muamele etmişlerdir. Bu tavır, davetçinin bugün de en önemli modelidir.

Muhatabı Tanımak

Başarılı bir davet için muhatabı tanımak şarttır. İnsanların bilgi düzeyi, kültürü, yaşadığı ortam ve psikolojik durumu farklıdır. Aynı cümle bir kişide güzel tesir bırakırken, başka bir kişide tam tersi etki oluşturabilir. Bu yüzden davetçi, önce dinlemeyi öğrenmelidir.

Sorulara kulak vermek, şüphelerin arka planını anlamaya çalışmak, sert itirazların altında saklı duyguları fark etmek davetin yarısını oluşturur. Davetçi, aceleyle hüküm vermek yerine, muhatabının derdini anlamaya çalışan bir gönül doktoru gibi davranmalıdır.

Dil ve Üslup

Davet dilinin en belirgin özelliği nezakettir. Alay etmek, etiketlemek, küçümsemek hem İslâm ahlakına hem de davetin ruhuna aykırıdır. Sert eleştiriler bile mümkün olduğu kadar yumuşak bir dille, gerekirse örnekler ve sorular üzerinden ifade edilmelidir.

Ayrıca davetçi, kullandığı ilmî kavramları muhatabın seviyesine göre açıklar. Gereksiz ayrıntılarla zihinleri yormaz; ama sorulduğunda delil ve kaynak göstermeyi ihmal etmez. Böylece hem güven verir hem de samimiyetini ortaya koyar.

Davetçinin Hâli

Sözün tesirli olması için, davetçinin hali sözüyle uyumlu olmalıdır. Güven vermeyen, ahlakı zayıf, sözünde durmayan bir davetçinin en güzel cümleleri bile etkisiz kalır. Bu sebeple İslâm âlimleri, "hâl ile tebliğin" sözle tebliğden daha güçlü olduğunu vurgular.

Kulluk şuuru, namaz disiplini, helâl hassasiyeti ve kul haklarına titizlik, davetçinin en ikna edici delilleridir. İnsanlar çoğu zaman kitaplardan önce canlı örneklere bakar; gördükleri güzellik onları hakikate yaklaştırır.