Fıkıh ilmi, asırlar boyunca binlerce eserle zenginleşmiş büyük bir literatüre sahiptir. Ancak bu denizin içinde, mezheplerin omurgasını oluşturan bazı temel kitaplar vardır ki, sonraki çalışmaların çoğu onlara dayanarak kaleme alınmıştır. Bu eserleri tanımak, hem fıkıh tarihini hem de mezheplerin metodunu anlamak açısından önemlidir.
Hanefî mezhebinde İmam Ebû Hanîfe’nin talebeleri tarafından derlenen “el-Asl”, “el-Câmi‘u’s-sağîr”, “el-Câmi‘u’l-kebîr”, “ez-Ziyâdât” gibi kitaplar mezhebin ilk kaynaklarıdır. Daha sonra İmam Muhammed’in rivayetlerini toparlayan Serahsî’nin el-Mebsût’u, Kudûrî’nin Muhtasar’ı, Kâsânî’nin Bedâi‘u’s-sanâi‘i, Mergînânî’nin el-Hidâyesi, İbn Âbidîn’in Reddü’l-muhtârı Hanefî fıkhının en önemli klasikleri arasında yer alır.
Mâlikî mezhebi için İmam Mâlik’in meşhur eseri el-Muvatta hem hadis hem fıkıh yönüyle temel kaynak kabul edilmiştir. Sahnûn’un el-Müdevvenesi, Halîl b. İshak’ın Muhtasarı, Karâfî’nin ez-Zahîresi, İbn Rüşd’ün Bidâyetü’l-müctehidi Mâlikî fıkhının ana eserlerindendir. Bu kitaplar, özellikle Kuzey Afrika ve Endülüs’te yüzyıllar boyunca ders kitabı olarak okutulmuştur.
Şâfiî mezhebinde İmam eş-Şâfiî’nin el-Umm adlı eseri, mezhebin birinci elden kaynağıdır. Nevevî’nin el-Mecmû‘ ve Minhâcü’t-tâlibîn adlı eserleri, İmam Râfiî’nin çalışmaları, İbn Hacer el-Heytemî ve Remlî’nin şerh ve hâşiyeleri Şâfiî fıkhının temel taşlarını oluşturur. Özellikle Nevevî’nin eserleri, hem fıkıhta hem hadiste otorite kabul edilmiştir.
Hanbelî mezhebinin ana kaynağı İmam Ahmed b. Hanbel’in fetvaları ve rivayetleridir. Bunlar, talebeleri tarafından derlenerek mezhep hâline getirilmiştir. İbn Kudâme’nin el-Muğnîsi, İbn Teymiyye ve talebesi İbn Kayyim’in eserleri, Merdâvî’nin el-İnsâfı Hanbelî fıkhının temel literatürü arasındadır. Bu mezhep özellikle hadis merkezli yaklaşımıyla tanınır.
Mezhepler üstü bir bakış sunan mukayeseli fıkıh eserleri de vardır. İbn Rüşd’ün Bidâyetü’l-müctehidi, Şevkânî’nin Neylü’l-evtarı, Vehbe Zuhaylî’nin el-Fıkhu’l-İslâmî ve edilletühü gibi modern ve klasik çalışmalar, farklı mezheplerin delillerini bir arada ele alır. Bu eserler, çağdaş fetva heyetlerinin ve araştırmacıların sıkça başvurduğu kaynaklardandır.
Osmanlı döneminde hazırlanan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye ise Hanefî fıkhını kanunlaştırma girişimi olarak dikkat çeker. Akitler ve borçlar hukuku alanında hazırlanan bu eser, hem İslam hukuk tarihi hem de modern hukuk açısından önemli bir kilometre taşıdır. Birçok ülkede hukuk fakültelerinde örnek çalışma olarak okutulmaktadır.
Günümüzde, klasik kitapların tahkikli neşirleri ve modern şerhleri yapılarak fıkıh mirası daha erişilebilir hâle getirilmektedir. Üniversiteler ve ilmî merkezler, bu eserler üzerine yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaparak ilmin sürekliliğini sağlamaktadır. Bu büyük külliyat, her dönemde Kur’an ve sünnetten hüküm çıkarma çabasının somut bir göstergesidir.